02 Temmuz 2024 Salı
Ana sayfa » “Türkiye Bu Nedenle IŞİD’le Aynı Safa Savruldu”
“Türkiye Bu Nedenle IŞİD’le Aynı Safa Savruldu”

“Türkiye Bu Nedenle IŞİD’le Aynı Safa Savruldu”

Son olarak “Rojava: Kürtlerin Zamanı” adlı kitabını yazan Gazeteci Fehim Taştekin’in  Türkiye’nin Suriye politikasını değerlendirdi. “Türkiye Ortadoğu’daki siyasi aklın nasıl çalıştığını anlamıyor” diyen Taştekin yanlış politikanın Türkiye’yi IŞİD’le aynı safa çektiğini savundu.

İşte Cumhuriyet gazetesinden Dilek Şen’e konuşan Gazeteci Fehim Taştekin’in ezber bozan Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin değerledirmesi;

“YPG-YPJ’de kadınlar ve erkekler birlikte IŞİD’E karşı savaştı”

“Birincisi, IŞİD Avrupa’yı tehdit ederken, Paris ve Brüksel’de bombalar patlarken bir grup IŞİD’le savaşıyordu. Ve bu grupta (YPG-YPJ) kadınlarla erkekler birlikte savaşıyor. Avrupa değerlerine hitap eden bir görüntü. İkincisi, Arap Baharı denilen süreç iki model üretti. IŞİD ve Kaidevari örgütlerin getirdiği karanlık dünya tahayyülü ile Kürtlerin ortaya koyduğu demokratik özerklik. Etnik, mezhebi ve dini kırımların yaşandığı bir coğrafyada birlikte kendi dil ve kültürleriyle yaşamaktan söz eden bir model. Bu iki olgu, Avrupa’nın projeksiyonlarını PYD üzerine çevirmesine yol açtı. Kürtlerle tarihsel düşmanlıklara rağmen Arap aşiretler ve Hıristiyan gruplar Rojava’da özerklik hareketinin içinde yer aldı. Bunlar, bu coğrafyanın kanlı deryası içinde son derece kıymetli şeyler.”

“Özerklik bir bölünme fobisi olmaktan çıkmalı”

“Türkiye’de kabullenilmesi zor olan şey PYD’nin, Öcalan’ın rehberliğini kabul etmesi. Hâl böyle olunca birdenbire bariyerler yükseliyor. Sizin hattın üstünde (ser hat) savaştığınız bir örgütün uzantısı, hattın altında (bin hat) özerklik inşa ediyor. Kendi Kürtlerinize vermediğinizi aşağıdaki Kürtler elde ediyor. Anadilde eğitim, kültürel özerklik vs. Bir noktadan sonra yukarıdakiler de aşağıdakilerinin sahip olduğunun daha azına razı olmayacaklar. Asıl korku budur. Özerklik, bir bölünme fobisi olmaktan çıkmalı. Dünyanın çok daha problemli bölgelerini rahatlatan bu tür modellerdir. Bölünme değil birleşmeye yardımcı olur.”

“Takıntılı tutum Türkiye’yi IŞİD’le aynı çizgiye savurdu”

 

“Hükümetin hayalleri vardı: Esad’ı devirip Şam’ın efendisi olmak. Bu rüya kâbusa döndü. Bu rüyanın arkasına takılanlar Kürtleri hesaba katmamıştı. Kürtlerin özerklik inşasına koyulması Türkiye’nin Suriye siyasetinde bozgun etkisi yarattı. Suriye siyaseti çift makaslı hale geldi. Bir tarafta Kürtlerin kazanımlarını sona erdirecek hamleler diğer tarafta Esad’a karşı oyunu sürdürme çabası. İkisi de sonuç vermedi. Takıntılı tutum, Türkiye’yi Kürtlere karşı savaştığı sürece IŞİD’in de himaye görebildiği histerik bir çizgiye savurdu. Şimdi Suriye politikasını değiştirmek istiyorlar ama bunun karşılığının Rojava olmasını şart koşuyorlar. Suriye yönetimi “Ben Kürtlerin özerkliğini yıkacağım” dese anında “Kardeşim Esad” moduna geçecekler.”

“Türkiye Ortadoğu’daki siyasi aklın nasıl çalıştığını anlamıyor”

“Bizimkiler, Ortadoğu’daki siyasi aklın nasıl çalıştığını anlamıyor. Rojava, Kürtlerin elde ettikleri bir kazanım olduğu kadar, Türkiye’nin müttefikleriyle birlikte Suriye’de yürüttüğü vekâlet savaşına Şam’ın verdiği bir yanıttır. “Eğer sen onlarca örgütle üzerime gelirsen, düşman bildiğin PYD’nin önünü açarım” demeye getiren bir manevradır. Başka nedenleri de var tabii; Suriye yönetimi kuzeyde enerjisini tüketmek yerine Şam’ı, Halep’i, Humus’u, Lazkiye’yi, Tartus’u tuttu. Suriye’nin yıkılmasını kolaylaştıracak ana arterlere ağırlık verdi. Bu çöküşü önlemeye yönelik stratejik bir tercihti. Bizimkiler bunu anlayamadılar. Anladıklarında iş işten geçti. Ankara Kürtleri analiz edemedi ve korkularına esir oldu. Şimdi “Ben Suriye politikasını değiştiririm ama Kürtler benim için tehdittir, Rojava ortadan kalkmalıdır” diyor. Bu konuda ne Esad’ın düşmanı ABD ne de Esad’ın müttefiki Rusya ve İran, Türkiye gibi düşünüyor.”