24 Haziran 2018 Pazar
Ana sayfa » ‘Mikrop’ Çimdiklemek İçin Yine Geldi
‘Mikrop’ Çimdiklemek İçin Yine Geldi

‘Mikrop’ Çimdiklemek İçin Yine Geldi

Bağımlılık yaratan Mikrop dergisi  3. sayısıyla  raflardaki yerini aldı. Mikrop yine “Kolay Girer, Zor Çıkar” sloganıyla hayatın monotonluğundan sizi kurtaracak, bünyenizde bağımlılık yaratacak bir dergi ile karşınızda. Dikkat! Amaçları sizleri çimdiklemek…

‘Mikrop’ Çimdiklemek İçin Yine Geldi

İŞte dergiden yapılan son sayıya ilişkin açıklama;

Raflarda bulunan üçüncü sayımızın kapağına, Zülfü Livaneli ve Ali Poyrazoğlu’nu taşıdık. Zülfü Livaneli bölümünün ilk sayfası; Zülfü Livaneli’nin unutulmaz sözü “İNSAN HİÇBİR UMUT BESLEMEDİĞİ ZAMAN DURUMU KABULLENEBİLİYOR AMA KAPKARA BULUTLAR ARASINDAN İĞNE UCU KADAR KENDİNİ GÖSTEREN BİR GÜNEŞ IŞINI BELİRİNCE BÜTÜN DÜNYASI O IŞIĞA BAĞLI OLUYOR” ile karşılıyor okurları. Ardından biyografisiyle; çocukluğundan şimdiki zamana uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz hep birlikte. Dosttan öte dostu Yaşar Kemal’i anlattığı “Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal” kitabının incelemesiyle Zülfü Livaneli ve Yaşar Kemal dostluğuna tanık oluyoruz.

Ali Poyrazoğlu bölümünün ilk sayfasında ise; Ali Poyrazoğlu, “İKİ KİŞİLİK YALNIZLIK BİR BAŞINA YALNIZ KALMAKTAN DAHA ZOR. ÇIK AT KENDİNİ DIŞARI. ÇIK ALIŞKANLIKLARININ KALESİNDEN, BELKİ BİRİNE RASTLARSIN. YENİDEN BAHAR ÇİÇEKLERİ AÇAR İÇİNDE” sözleriyle selamlıyor okuru. Biyografisinin ardından eğlenceli röportajıyla bizleri kendi dünyasına çekiyor ve “AŞIK DEĞİLSEN ÖLÜSÜN” diye sesleniyor hepimize. Yaşar İlksavaş, “Tamamla Bizi Ey Aşk” oyununun incelemesiyle Ali Poyrazoğlu’nun ne büyük bir oyuncu olduğunu hatırlatıyor tekrar bizlere.

Orhan Aydın; “Şimdi bilim insanlarına, akademisyenlere, sanatçılara, yazarlara ve siyasetçilere en yüksek sesle bağırılarak; ‘terbiyesiz, hain, sanatçı müsveddesi’ gibi sözcüklerle saldırılmasına, hedef göstermelerine, içinde ‘diktatör’ geçiyor diye oyunların yasaklanmasına, ötekileştirmeye çok şaşırmıyorum. Yalnızca niye susuluyor diye sorguluyorum. Niye?” diye isyan ediyor Mikrop sayfalarından.

İlkay Akkaya, “Savaş Kötüdür” adlı yazısında “Gündelik hayatımız içinde azar azar tüketilen bir vatana yapılan haksızlık, sonuçlarını yaşamaya başladığımızda daha görünür hale gelecek ama iş işten geçmiş olacak büyük ölçüde” derken son sözü Derviş Ali’ye bırakıp noktalıyor yazısını…

İhsan Eliaçık ise ses getiren röportajında “Sosyalizm ile İslam arasındaki bağdan, İslam’da kadın hakkında doğru bilinen yanlışlardan, ‘Abdestli Kapitalist’ kavramından İslam’ın güncellenmesine kadar pek çok konuya değiniyor.

Zülal Kalkandelen; “AntiTürcü Köşe”de, “Haydi siyasetçiler ve devletler ne insanların sağlığını ne de hayvanların yaşam haklarını düşünüyor, tek ilgilendikleri kâr ve rant diyelim… İnsanlar, niye kendileri gibi duyarlı canlı olan hayvanlara bu zulmün yapılmasını umursamıyor?” diye soruyor.

Koray Ergün; mücadeleci, vatanını seven ve onun uğruna ölümü göze alan 68 kuşağına selam çakarken, Levent Ülgen; “Bir Yönetmen Sevdim” köşesinde, sahnelerin büyücüsü Rutkay Aziz’i anlatıyor Mikrop okurlarına. Bahtiyar Engin; “Benim Hâlâ Umudum Var” adlı yazısında “Bütün kitapları yaksanız bile düşünceyi yok edemezsiniz” diyor. Sevinç Erbulak harika kalemiyle okurlara hikâyeler fısıldamaya devam ederken, Feridun Andaç; “Yanılsamalar içinde yaşamak iyi gelir gelmesine de; acaba umursamadıklarımızı, elden çıkardıklarımızı, ıskalayıp ötelediklerimizi düşündüğümüz olur mu hiç?” sorgusuna sokuyor bizleri. Cansu Fırıncı; Oyun Sandalı’nın okyanustaki yolculuğuna sürüklerken, Geveze; kadın-erkek ilişkisini irdelediği yazısıyla okurlarını gülümsetiyor. Tuğçe Saatman; Dünya Kupası öncesinde futbolun nabzını tutarken, Gökçe Kaan Demirkıran, Ali Hamarat ve Cüneyt Kaşeler ile Dünya Kupası ile ilgili bir söyleşi gerçekleştiriyor.

Detaylardan da anlaşıldığı gibi; çift taraflı dergi olma özelliği sayesinde; tek bir kalıpta sıkışıp kalmayacağınız, edebiyattan sinemaya, mizahtan gündeme, geziden sağlığa kadar geniş bir yelpazeyi içerisinde barındırıyor Mikrop. O zaman size bir bilmecemiz var, bakalım bilebilecek misiniz? “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim iki tane. Nedir bu?”

İki aylık olarak yayımlanan dergimizin 3.sayısı; Haziran sonuna kadar raflarda sizi bekliyor ve size bulaşmak için sabırsızlanıyor.