Gazeteport

Koru’dan ‘Şarap’ ve ‘Çapkınlık’ Yanıtı

Fehmi Koru ile Sözcü gazetesi sahibi Burak Akbay’ın babası Ertuğrul Akbay arasındaki “şarap ve kadın” polemiği sürüyor. Ertuğrul Akbay’ın “Şarap ve Kadın” iddialarına Fehmi Koru yanıt verdi. Koru “Hayatında ağzına alkollü içki koymamış bir adama körkütük sarhoş olmayı, kadınlar konusunda mahcubiyetini bu yaşına kadar atlatamamış olmasına rağmen yurtdışında ilk rastladığı kadına sarkabilmeyi ona reva gördü” dedi.

Koru’dan Akbay’a ‘Şarap’ ve ‘Çapkınlık’ Cevabı

İşte Ertuğrul Akbay’ın, “içip sarhoş olduğu, şarabı çok sevdiği, kendisinin tanık olduğu bir yemekte yabancı bir kızı ‘taciz’ ettiği” iddiasına Fehmi Koru’nun verdiği yanıt :

“Karakter suikastı”

“Artık o dönemlerin geride bırakıldığını, daha sorumlu bir yayıncılık anlayışının medyaya hakim olacağını düşünürken, şu olana bir bakın: Kendisiyle ilgili adli soruşturmada, 9 AY ÖNCE Başsavcılığın daveti üzerine verdiğim tek paragraflık bir tanıklığımı bana pahalıya mal etmek için, bugün de karakter suikastı yapılabiliyor. Geçmişte benzer suikastlara maruz kaldığım için suikast girişimini hemen fark ederim.

“Hayatında alkolü ağzına koymamış birine…”

“‘Takkeli liboş’ lâkabını bana uygun görmüş yazarı bulunan gazete, kaç gündür beni manşetinden idam ederken, ancak ‘kart zampara’ diye özetlenebilecek bir iftirayı gündeme sürdü. Hayatında ağzına alkollü içki koymamış bir adama körkütük sarhoş olmayı, kadınlar konusunda mahcubiyetini bu yaşına kadar atlatamamış olmasına rağmen yurtdışında ilk rastladığı kadına sarkabilmeyi ona reva gördü.”

“Brüksel’deki NATO toplantısını yazamıyorum”

“Bugün Brüksel’de Türkiye’yi diğer üye ülkelerden daha fazla ilgilendiren bir NATO Zirvesi yapılıyor, ama ben o konuya giremiyorum bile. AK Parti’nin yeni dönemi başladı, partiden sonra hükümette de değişiklikler bekleniyor, o konuya da değinemiyorum. 15 Temmuz hain darbe girişiminin çatı davası başladı, birkaç yazı çıkarmam mümkün; ne çare, kendimi savunmam gerekiyor.

Neden?

Tam DOKUZ YIL ÖNCE yazdığım birkaç satırlık bir değini ile bundan tam DOKUZ AY ÖNCE davet üzerine gittiğim adliyede savcıya verdiğim iki paragraflık bir tanıklık yüzünden…”

“Hem de ne ayıp. Bu ayıp onlara yeter”

Daha önce de yazdım, bu tür saldırılar konusunda şerbetliyim, medyanın topyekün savaşlarına ülkemiz de alışık. Ancak, bana karşı yürütülen sürek avıyla, artık o günlerin geride kaldığı, yalanlara başvurulmayacağı bir döneme girildiği kanaati yıkıldığı için de üzülmemek elde değil.

Burada yazdıklarımı kimselerin okumadığını zannederek yalanlarını sürdürebilir, kendilerine başka yandaşlar da bulabilirler, ancak gerçeklerin mutlaka ortaya çıkmak gibi bir huyu da vardır.

Gazeteciler hapse düşmesin diye benim gibi çırpınacakları yerde, ‘gazeteci’ olduğunu itiraf etmek zorunda kaldıkları birini, beni, parmaklıklar arkasında görmek istediklerini bu denli belli etmeleri de onların ayıbı.

Hem de ne ayıp. Bu ayıp onlara yeter.”

 

 

Exit mobile version