Gazeteport

“Darbe Girişimini Önleyen Kişiyim”

15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili açılan davada yargılanan ve darbe girişiminin öne çekilmesinde önemli rolü olduğu iddia edilen Genelkurmay Personel Daire Başkanı eski Korgeneral İlhan Talu savunmasını yaptı. Talu, atamasının TSK’deki FETÖ üyeleriyle mücadele için Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından yapıldığını söyledi. İlhan Talu’nun savunmasında ciddi bir iddiası daha vardı: Partigöç’ün FETÖ’cü olduğunu bildirdim, “Ona güveniyoruz” dediler.Terörist darbe girişimini önleyen kişiyim.

İşte Genelkurmay Personel Daire Başkanı eski Korgeneral İlhan Talu’nun savunmasından başlıklar;

“Partigöç’ün FETÖ’cü olduğunu bildirdim, ‘Güveniyoruz’ dediler”

 

“Mehmet Partigöç’ün FETÖ’cü olduğu yönünde istihbarat bilgileri vardı. Bu bilgileri Genelkurmay Başkanımıza, Genelkurmay 2. Başkanımıza arz ettim. Tuğgeneral Partigöç Şura’da aynı şekilde üçüncü yıldan değerlendirmeye gireceği için kendisi ile ilgili MİT’e ve emniyete de hassas kaynak araştırması yaptırmıştık. Bu hassas kaynak araştırmalarında da Partigöç ile ilgili Fetullahçı olduğu yönünde bilgiler gelince ben durumu Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay 2. Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına arz ettim. Genelkurmay Başkanı ve Genelkurmay 2. Başkanı benim de hazır olduğum bir ortamda Partigöç’ün kendisine gelen kayıtlara inanmadıklarını belirtmişlerdir. Bütün komutanların ortak kanaati çok başarılı ve faydalı hizmetler veren bu personelin bir husumete, karalamaya maruz kalıp kaybedilmemesi ve kazanılması olmuştur. Benim bu konuda hareket tarzımın ne olacağına dair birinci amirim Orgeneral Yaşar Güler’e sormam üzere ‘bir şey yok. Biz ona güveniyoruz’ cevabını aldım”

Partigöç’le ilgili ikinci araştırmadan da aynı bilgilerin geldiğini belirten Talu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın kuvvet komutanlarıyla elde edilen bilgiler ışında toplantı yaptığını, yapılan değerlendirmeler sonucunda haklarında kuvvetli FETÖ bağlantısı bulunan ve Ağustos 2016 Şura’sında emekli edilecek personelin isim bazında belirlendiğini anlattı.

“129 general ve amiralin isim bazında belirlendi”

Talu, üçüncü ve dördüncü yıldan YAŞ’a girecekler hakkında kuvvetli PDY ihtisası bulunan 129 general ve amiralin isim bazında belirlendiğini vurgulayarak, bu kişiler arasında sanıklardan eski Tuğgeneral Partigöç’ün de bulunduğunu ifade etti. Kendisi hakkında yapılan özel araştırmalar neticesinde FETÖ/PDY ile bağının bulunmadığını söyleyen Talu, “Hayatımın hiçbir dönemimde FETÖ içinde yer almadım. FETÖ/PDY ile etkin mücadele ettiğim bilinmektedir. Bu kadar mücadele eden bir insanın darbe girişimine katılmadığı açıkça görülmektedir” diye konuştu.

“Makama girdiğimde Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı çalışma odasında oturuyordu”

“15 Temmuz Cuma günü öğlene kadar iki defa Genelkurmay makamına gitmek için komuta katına gittim. Öğleden sonra saat 19.55’e kadar komuta katına hiç çıkmadım. Kara Kuvvetleri Komutanı ve MİT Müsteşarının Karargahta olduğunu bilmiyordum. Akşam görevimin başında iken Genelkurmay Başkanı beni aradı, makamına çağırdı. 19.55’de komuta katına girdim. Makama girdiğimde Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı çalışma odasında oturuyordu. Genelkurmay Başkanı, Kara Havacılık Komutanlığında Fetullahçı Yapılanma Dosyasında adı geçen Albay Mustafa Dağlı ve Binbaşı Deniz Aydemir hakkında bilgi sordu. Ben de öğleden önce verdiğim TSK’daki PDY çalışması dosyasından isimleri gösterdim. Bu isimleri MİT Müsteşarı da teyit etti. Genelkurmay Başkanı benden bu şahısların safahat kartlarını getirmemi istedi. Safahat kartlarını getirmek üzere makamdan ayrıldım. Elimde TSK’daki PDY dosyası var. Hemen odama geçtim Genelkurmay Başkanını bekletmemek için o şahısların safahat kartlarının yerlerini işaretleyip, makama ikinci defa gitmek için saat 20.09’da komuta katına girdim. Safahat kartlarını Genelkurmay Başkanına arz edip ayrılıp kendi odama girdim. Makamdan çıkarken MİT Müsteşarı halen oradaydı. Genelkurmay Başkanı makamında yapılan görüşmede Kara Kuvvetleri Komutanının Kara Havacılık Komutanlığına gittiği, tutuklamaların olacağı, Tuğgeneral Ünsal Coşkun’un tutuklanacağı konuların hiçbiri olmamıştır. Makamıma geldiğimde adli müşavir ve askeri savcının makamımda olduğunu gördüm ve neden geldiklerini sordum. Kara Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanının, Kara Havacılık Komutanlığına gittiklerini ve muhtemel tutuklanma olacağını adli müşavirden öğrendim”

” Adem Paşa’ya Genelkurmaydan gelen mesajları dikkate almamasını söyledim”

“Durumun ne olduğunu öğrenmek için ‘makam odasına kimse girmesin’ diye emir verdim. Kapıları kilitlemesini istedim. Bir süre sonra silahlı çatışma sesleri geldi, Genelkurmay Karargahına inip kalkan helikopter sesleri gelmeye başladı. 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Hududi beni saat 23.00 sıralarında aradı. Hiç kimseye ulaşamadığını, Genelkurmay Karargahından altında Cemil Turhan Albay ve Tuğgeneral Mehmet Partgöç’ün isimleri olduğu bir takım atama ve görevlendirme mesajlarının geldiğini söyledi. Ben darbecilerin mesajlar yayınladığını ilk o zaman öğrendim. Mehmet Partigöç hakkında FETÖ üyesi olduğu yönünde yazılar geldiğini bildiğimden bu kalkışmanın FETÖ tarafından yapıldığını değerlendirdim. Adem Paşaya Genelkurmay Karargahının tam teçhizatlı askerler tarafından basıldığını, dışarıda yakaladıklarını derdest ettiklerini, bu faaliyetin emir komuta dışında bir kalkışma olduğunu, arkasında FETÖ olduğunu düşündüğümü, Genelkurmaydan gelen mesajları dikkate almamasını söyledim”

“Mehmet Partigöç’le görüşerek çatışmadan teslim olmalarını sağladım”

“Darbe girişiminden sonraki gün olan 16 Temmuz’da ınGenelkurmay Başkanı Akar’la 13 kez telefon görüşmesi yaptım. Akar, Akıncı Üssü’ndeki darbecilerin çatışmadan teslim olacağını, Genelkurmay Karargahındaki darbecilerin de çatışmadan teslim olmalarını emretmiştir. Mehmet Partigöç’le görüşerek çatışmadan teslim olmalarını sağladım”

“Terörist darbe girişimini önleyen kişiyim”

“Bu iddianın gerçekle ilgisi yoktur. Savcılık iddianamesinde saat 20.09’da birinci başkanın makamında çıktığım yönünde yanlış bir değerlendirilme yapılmaktadır. Ben saat 20.09’da ikinci defa Genelkurmay Başkanının odasına gitmek için komuta katına gittim. Çıkışım saat 20.16’dır. Bu da kamera kayıtlarında sabittir. Ve kesinlikle ben komuta katına giderken Cemil Turan’la karşılaşmadım. Turan’ın benim arkamda gözüktüğü sabittir. Cemil Turan’da ifadesinde 20.09 da görüşmemiz olmadığını söylemiştir. Onunla görüşmem ve savcılığın iddiasında söylediği şeyleri söylemem mümkün değildir. Genel Kurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ile yaptığı toplantı bilinmekte ve saat 19.00’da orada olacağı aleni bir durumdu. Darbe girişiminin öne alınmasının saat 20.00 dan öne alındığı çok açık. Bunun benimle bir ilgisinin olmadığı ortada. Oysa ben bunların hiçbirini yapmadığım gibi telefon diplomasisiyle birlik komutanlarına darbe girişiminin Genelkurmay Başkanının bilgisi dahilinde olmadığını söyleyerek terörist darbe girişimini önleyen kişiyim” dedi.

Exit mobile version