Gazeteport

İtirafçı Köşeye Sıkışınca, “Tutuklasınlar Kardeşim” Dedi

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini araştırma Komisyonu’nda, cemaat itirafçısı Hüseyin Gülerce dinlendi… CHP’li komisyon üyesi Aykut Erdoğdu Gülerce’ye Ergenekon ve Balyoz operasyonlarındaki yazılarını hatırlattı. Köşeye sıkışan Gülerce  “Tutuklasınlar kardeşim bir suçum varsa” dedi.

İşte darbe komisyonunda yaşanan ve çok konuşulacak o diyalog;

“O zaman her söylenene inanıyorduk”

Aykut Erdoğdu: Şimdi ben somut bir şey söyleyeyim; 12 Haziran 2009 Taraf gazetesinde “AKP ve Gülen’i bitirme planı” ortaya çıktı. Taraf gazetesi manşet attı. Hatta daha sonra öğrendiğimize göre de AKP ve Gülen’i birlikte yazarak, Gülen’le AKP’nin kaderini ortaklaştırmak amacıyla bu belgelerin bilinçli bir şekilde ortaya çıkarıldığı söylendi. Tarih, 12 Haziran 2009. 16 Haziran 2009’da bu belgeyi ortaya çıkaran Mehmet Baransu, NTV yayınında “savcılığın elinde belgenin fotokopisi var” dedi. 18 Haziran 2009’da siz bir yazı yazdınız, “Doğru belge dışarıda ne geziyor; belge fotokopi değil, ıslak imzalı” dediniz. 15 Ekim 2009, sizin yazdığınızdan çok daha sonra ıslak imzalı belge meçhul bir subay tarafından savcılığa verildi. Bir, Savcıda olmayan belgeyi siz nerede gördünüz?

Hüseyin Gülerce: Ben görmedim.

Aykut Erdoğdu: Görmediyseniz, bu yazıyı niye yazdınız?
Hüseyin Gülerce: İçeriden birisi söylemiş demek ki bana. O zaman her söylenene biz, Baransu inanıyoruz.

Aykut Erdoğdu: ‘İçeriden birisinin söylediğine inandık’ dediniz, onlarca kişinin hayatını kararttınız.

Hüseyin Gülerce: Evet, o konuda bizim bir cezamız varsa…

“Size hayatımız boyunca inanmayacağız”

Aykut Erdoğdu: Hani şimdi ‘milleti inandıralım’ diyorsunuz ya, biz size hayatımız boyunca inanmayacağız. Çünkü sizin yaptıklarınızın ben Ergenekon’da karşılığını gördüm. Silivri zindanlarında insanların, şu kadının soğukluğuna kazak verilmediğini gördüm. Neler çekildiğini gördüm. Böyle çok naif ses tonuyla, bu insanların neler çektiğini unutmadık biz. Dursun Çiçek Albay’ın içeride çektiği manevi işkenceye sebep sizin yazdığınız bu yazılardır. Şimdi siz bu haberi yazdığınızda ne çıktı ortaya, ıslak imzalı belge davası. “AKP ile Gülen’i Genelkurmay bitiriyor”. Türk ordusunun beli kırıldı. Ondan sonra, onların yerine geçen subaylar da 15 Temmuz’da geldi, buraları bombaladılar. Onun için sizin buraya gelip “benim hiçbir şeyden haberim yoktu, ben 10 sene içindeydim ama hiçbir şey görmedim”… Askeri okullarda olanı görmüyorsunuz, polislerde olanı görmüyorsunuz, gazetelerde, bu haberlerle -ki bunlar operasyon haberidir- o binlerce insan her şeyi görüyor, ondan sonra “kusura bakmayın, benim hiçbir şeyden haberim yok.” Siz şu anda sadece faal pişmanlık gösteriyorsunuz.

Hüseyin Gülerce: Ben size tek bir soru soracağım.

Reşat Petek: Sayın Gülerce bir saniye…

Hüseyin Gülerce: Genelkurmay Başkanı’nın orduda göremediğini ben nasıl görecektim?

Aykut Erdoğdu: Genelkurmay Başkanı da göremediğinin hesabını verecek bu halka. Öyle kolay değil, Genelkurmay Başkanı diye onların sorumluluğu bitmiş değil.

Hüseyin Gülerce: O komutanların hiçbirinin göremediğini ben nasıl göreyim.

Reşat Petek: Karşılıklı değil.

“Siz de hesabını vereceksiniz Genelkurmay Başkanı da”

Aykut Erdoğdu: Öyle şey mi olur, siz de hesabını vereceksiniz, Genelkurmay Başkanı da verecek. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin iki binlik yıllık ordusunun belini kıranlar da hesabını verecek. Bir saniye bitirebilir miyim? 3 saattir dinliyorum, boğuluyordum ben Silivri’de. Atılan gazın, oradaki o jandarma subaylarının subay eşlerine neler yaptığını gördüm yahu… Kadınların sutyenlerini çıkardılar. Arama sırasında kadınların sutyenleri çıkarıldı. Bir başörtüsü, türban anlatılıp duruyor… Ya o başı açık kadınların üzerine vurduğunuzda suyu, 20 metre ittiğinde, başı açık diye bunlar kadın değil miydi, bunlar insan değil miydi? Böyle şey olur mu?

Reşat Petek: Sorunuzu…

Aykut Erdoğdu: Sorum şu; bu operasyon haberini neden yaptınız? Sonucunda bunların olacağını düşünmediniz mi? Bu insanlardan özür dilemeyi düşünüyor musunuz?

Hüseyin Gülerce: Hangi operasyonu?

Aykut Erdoğdu: İşte bu “AKP ve Gülen’i bitirme planı”, ıslak imza belgesi, 12 Haziran 2009’da yazıyorsunuz. Siz diyorsunuz ki “savcılıktan söylenmiş”; savcılığa 15 Ekim’de meçhul bir subay tarafından getiriliyor. Savcılıkta yok o zaman, ait olduğunuz Cemaat’te var bu belge.

Hüseyin Gülerce: Eh işte o Cemaat’in içinden söylenmiş.

Reşat Petek: Teşekkürler.

Hüseyin Gülerce: Bir şey söyleyeceğim, sizin bana…

Reşat Petek: Soru sormayın yalnız, araştırma komisyonuyuz, soruşturma değiliz.

“Yargının elini tutan mı var? Tutuklasınlar kardeşim bir suçum varsa”

Hüseyin Gülerce: Sizin bana inanıp inanmamanız o sizin bileceğiniz iş. Ben bilgilendirmeye geldim, kimseyi burada inandırmaya, ikna etmeye gelmedim. Şunu bana kimse sormadı; ben Yalova’da oturuyorum, böyle bir şeyi gördüm, ayrıldım kenara… Niye dizimi kırıp Yalova’da oturmaya devam etmedim de her hafta iki saat Beyaz TV’de konuşuyorum.

Aykut Erdoğdu: Çünkü tutuklanacaktınız, bu kadar basit Hüseyin Bey. Tutuklanacaktınız çünkü.

Hüseyin Gülerce: Allah, Allah…

Reşat Petek: Misafir cevabını versin.

Hüseyin Gülerce: Yargının elini tutan mı var? Tutuklasınlar kardeşim bir suçum varsa… Açıktan söylüyorum, bir suç işlemişsem, bakınız siz benim tutuklanmamı…

Aykut Erdoğdu: Hüseyin Bey, binlerce insan sizin bu yaptığınız işi yaptığı için tutuklu veya açıkta.

Reşat Petek: Aykut Bey dikkat ederseniz, müdahale ediyorsunuz ama soruyu sordunuz.

Hüseyin Gülerce: Ben şunu söylüyorum, ben Star’daki yazımda, hem de Beyaz TV’deki programda bu insanlardan özür diledim. Siz bunu duymak istemiyorsunuz ki…

“Kuddusi Okkır ve Ali tatar Öldü…Öyle özür dilemekle olmuyor”

Aykut Erdoğdu: Hüseyin Bey, Kuddusi Okkır öldü, öldü, öldü o adam.

Reşat Petek: Teşekkür ediyorum.

Hüseyin Gülerce: Ve ben bu mücadeleyi…

Aykut Erdoğdu: Öyle özür dilemekle, Allah affetsin demekle bu suçlar affolmuyor.

Hüseyin Gülerce: Olmuyor işte, ben bu mücadeleyi…

Aykut Erdoğdu: Ali Tatar gitti kendini vurdu, “mermiye kafa attı” dedi bu şerefsizler.

Hüseyin Gülerce: Üzülmediğimizi mi zannediyorsunuz?

Reşat Petek: Efendim, teşekkür ediyorum Sayın Gülerce, tamam.

“3 senedir ölüm tehdidi ile yaşıyorum”

Hüseyin Gülerce: Ama şunu söylemem lazım, ben mücadeleyi bu acıdan dolayı da yapıyorum. Ben bunun acısını çektiğimi için de mücadele ediyorum FETÖ’yle.

Reşat Petek: Biz davet ettik, geldiniz, teşekkür ederiz.

Hüseyin Gülerce: 3 senedir ben ölüm tehdidiyle, iki koruma polisiyle dolaşıyorum. Tutuklanmayı göze aldım, 67 yaşına geldim, tutuklasınlar giderim yatarım ya. Ondan korktuğumu mu zannediyorsunuz?

 

 

 

Exit mobile version