19 Haziran 2018 Salı
Ana sayfa » Akdeniz Üniversitesi’nde Skandal!
Akdeniz Üniversitesi’nde Skandal!

Akdeniz Üniversitesi’nde Skandal!

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nde kanser hastalarına uygunsuz tedavi yapıldığı ve nükleer deneyler sebebiyle radyasyon sızıntısı meydana geldiği belirlendi. Hurdaya ayrılan cihazlarla kanser hastalarına tüm vücut ışın tedavisi uygulandı. Cihazlarla izinsiz nükleer deney yapıldı ve sızıntı oluştu, o sırada hasta kabul edildi.

Akdeniz Üniversitesi’nde Skandal!

Yüz ve kol nakilleriyle ismini dünyaya duyuran Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi, Tıp Fakültesi Dekanlığı’nın Radyasyon Onkolojisi Kliniği’nde yürütülen ışınla kanser tedavisi uygulamalarına ilişkin başlattığı soruşturmayla sarsıldı. Yüzlerce kanser hastasını ilgilendiren adli ve idari soruşturmanın sonucunda ise son yılların en büyük sağlık skandalı ortaya çıktı. Raporda cihazlarla izinsiz nükleer deney yapılarak radyasyon sızıntısına neden olunduğu belirlendi. Konuyla ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma başlattı.

65 SAYFALIK SORUŞTURMA

Hürriyet gaetesinden Salm Uzun’un haberine göre, Profesörlerden oluşan 3 kişilik komisyonun hazırladığı 65 sayfalık soruşturma raporunda; Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı eski Başkanı Prof. Dr. Melek Nur Yavuz, Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı eski Sorumlu Fizikçisi Yrd. Doç. Dr. Yiğit Çeçen ve Nükleer Bilimler Uygulama ve Araştırma Merkezi (NUBA) eski Müdürü Prof. Dr. İsmail Boztosun’un görev dönemine (2014-2015) ilişkin ifadeler yer aldı. Yeminli ifadeler ve resmi belgelere göre Radyasyon Onkolojisi Kliniği’nde, kanser hastalarının tedavisinde kullanılan radyoterapi cihazları lisanssız olarak çalıştırıldı, hurdaya ayrılan (HEK) cihazlarla tüm vücut hastalarına (TBI) ışın tedavisi uygulandı, ayrıca NUBA tahsis edilen cihazlarla da izinsiz nükleer deney yapılarak radyasyon sızıntısına neden olundu.

DUVARDA SIZINTI VAR UZAK DURUN!

3.5 aylık soruşturma sonunda hazırlanan raporda, kanser hastaları için kritik önem taşıyan tedavi planlarının medikal fizikçi onayı aranmadan tıp öğrencileri tarafından yapıldığı, güvenlik önlemi alınmadan yapılan izinsiz deneylerde foton, nötron sızıntısı yaşandığı, klinikte görevli birçok personel öğrenci ve stajyerin dozimetre (radyasyon ölçer cihaz) kullanmadan görev yaptığı vurgulandı. Soruşturma kapsamında ifade veren Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aylin Fidan Korcum Şahin, kullanılamaz nitelikteki (HEK) radyoterapi cihazlarıyla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) izni olmadan kanser hastalarının tedavi gördüğü ortamlarda bilimsel ve endüstriyel deneyler yapıldığı, radyoaktif materyaller oluşturulduğu, HEK cihazlarla vücut ışınlaması yapıldığını söylerken, Fizikçi İsmail Karakuş, klinikte radyasyon sızıntısı tespit edildikten sonra hiçbir alanın personel erişimine kapatılmadığını, sadece cihaz çalışırken duvardan uzak durulmasının söylendiğini belirtti. Sağlık Teknikeri Servet Sitil, cihazların bulunduğu bazı odalarda tadilat işlemi yapıldığını, kapılarda zırhlama yapılmadan önce uzun süre nötron ışınlarına maruz kaldıklarını ayrıca duvar tadilatı sırasında lazeri tahta üzerine monte ettiklerini bu yüzden sık sık lazer konumunda kaymalar olduğunu, bunun da hastayı konumlarken kaymalara sebebiyet verdiğini ifade etti.

ÖLÇÜM YAPILMADAN RADYASYON VERİLDİ

Fizikçi İsmail Karakuş, İn-vivo dozimetrik ölçümler yapılmadan tedavisi başlatılan çok sayıda hastanın olduğunu, bu nedenle hastalara doğru dozun verilip verilmediğiyle ilgili şüphelerin bulunduğunu söylerken, aynı konuya dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Nina Tunçel, kullanıma uygun olmayan cihazlarla ışınlama yapıldığını, ölçüm olmadan vücuda radyasyon verildiğini vurguladı. Raporun delil değerlendirmesi ve sonuç kısmında ise klinikte yürütülen uygulamalarla ilgili korkunç tespitler yer aldı. İşte, o tespitler:

Klinikteki tüm cihazlar 19 ay boyunca lisanssız çalıştırılmıştır. HEK’e ayrılan Linak 1 ve Co60 cihazlarıyla deneyler yapıldığı, ışınlanmış radyoaktif numunelerin klinik koridorlarında korunmasız olarak taşındığı tespit edilmiştir.

Ayrıca; arıza bildirimi yapılan cihazlara bakım yapılmış gibi gösterildiği, cihazlara ait log kayıtlarının silindiği, kapı ve duvar sızıntıları (Radyasyon) olduğu sırada hasta alımına devam edildiği. ‘Tıbbi amaçlı kullanılamaz’ ibaresine rağmen hurdaya ayrılan cihazlarla TBI hastalarının tedavisine devam edildiği, bazı hastaların dosyalarının değiştirilerek sahtecilik yapıldığı anlaşılmıştır.

TBI NEDİR?

Tüm Vücut Işınlaması (Total Body Irradiation, TBI) işlemi kök hücre veya kemik iliği nakli öncesinde hastalara hazırlık amaçlı uygulanan bir radyoterapi türü. Kanser hücrelerini yok etmek veya hastanın bağışıklık sistemini baskılamak için uygulanan ve tüm vücudu kapsayan ışınlama şekli.

IN-VIVO NEDİR?

Planlama dozunun doğru olup olmadığını kontrol etmeden hastanın vücudunun tamamını radyasyona maruz bırakmak hasta açısından büyük risk taşır. Tedavi sırasında sadece tümör hacminin ne kadar doz alacağının değil, risk altındaki akciğer gibi diğer organların da ne kadar doza maruz kalacağının bilinmesi gerekir. Bunu in-vivo dozimetri ölçümler.

“YÖK’E ‘GÖREVDEN ALIN’ DEDİK”

Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Altunkaya, soruşturmayla ilgili gizlilik kararı alındığını, soruşturma sonucuna göre; Prof. Dr. Melek Nur Yavuz ve Yrd. Doç. Dr. Yiğit Çeçen’in kamu görevinden çıkarılmasının YÖK’e teklif edildiğini, Prof. Dr. İsmail Boztosun hakkında verilen kademe ilerleme cezasının ise kesinleştiğini söyledi. Altunkaya, klinikte yaşananlarla ilgili ayrıca Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na da suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. Altunkaya, “Raporu okuyunca biz de dehşete düştük” dedi. Hürriyet muhabirine konuşan bir Başhekimlik yetkilisi ise şöyle dedi: “Burada hasta haklarının hiçe sayılmasından kamu zararına kadar birçok skandal yaşanmış. Bu konu bizi de aştı. Tek umudumuz hastaların zarar görmemiş olması.”

“3 GECE UYUMADIK”

Kanser tedavisi skandalının yaşandığı dönemde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Doç. Dr. Murat Turhan, “Soruşturmanın detayları hakkında fazla bilgim yok çünkü olayla ilgili gizlilik kararı var. Zaten savcılık da harekete geçti. Ancak şunu söyleyebilirim; o dönemde radyasyon sızıntısı sorununu çözebilmek için 3 gece uyumadık” dedi.