24 Haziran 2018 Pazar
Ana sayfa » “Plastikten Parklar, Pavyon Işıklarıyla Donatılmış…”
“Plastikten Parklar, Pavyon Işıklarıyla Donatılmış…”

“Plastikten Parklar, Pavyon Işıklarıyla Donatılmış…”

Erdoğan’ın eski metin yazarı ve AKP milletvekili Aydın Ünal’dan, istifa edeceğini açıklayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e çok ağır eleştiriler: Plastikten parklar, yeşilimsi orta refüjler, insanı, yayayı, çocuk, kadın, yaşlı ve hastaları dışlayan pavyon ışıklarıyla donatılmış bulvarlar, rastgele kurulmuş alt ve üst geçitler Ankara’nın çirkinleşen yüzünü maskelemeye yetmemiştir.

“Plastikten Parklar, Pavyon Işıklarıyla Donatılmış…”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski metin yazarı ve AKP milletvekili Aydın Ünal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i ağır bir dille eleştirdi. Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, Erdoğan’ın istifasını istemesi sonrasında Cumartesi günü istifa edeceğini açıklayan Melih Gökçek’in ismini vermeden yerden yere vurdu.

Aydın Ünal’ın yazısı şöyle:

“Ranttan başka bir şey göremezsiniz”

“Ankara’nın en iyi, hem de 360 derece manzarasını Kale içindeki sur üzerinden seyredebilirsiniz. Oradan Ankara’ya baktığınızda, artık uçsuz bucaksız bir beton yığınından, gürültüden, tozdan, keşmekeşten, ranttan başka bir şey göremezsiniz.”

“Plastikten parklar, pavyon ışıklarıyla donatılmış bulvarlar…”

“94 yıl boyunca Ankara’nın her milimetrekaresi ranta tahvil edilmiştir. Her bir zerre toprak, ruhundan, kimliğinden, tarihinden koparılmış, vicdansızca yağmalanmıştır. Plastikten parklar, yeşilimsi orta refüjler, insanı, yayayı, çocuk, kadın, yaşlı ve hastaları dışlayan pavyon ışıklarıyla donatılmış bulvarlar, rastgele kurulmuş alt ve üst geçitler Ankara’nın çirkinleşen yüzünü maskelemeye yetmemiştir.”

“Keyfice değişen imar planları zengini daha zengin etmiş…”

“Toplu taşıma hiçbir dönemde sükunete, rahata ve feraha kavuşmamış, şehir, insan için de, otomobil için de kurgulanmamıştır. Keyfice değişen imar planları zengini daha zengin etmiş, zar zor başını bir çatı altına sokanı mağdur etmiş, iteledikçe itelemiştir. Adalet, en başta çirkinleşen bir şehirde çimentonun ve asfaltın altında ezilmiştir. Tarih muhafaza edilmemiş, muhafaza edilen ise modern restorasyonlarla çirkinleştirilmiştir. Ankara devasa bir oyun parkına dönüştürülmüş, tarih de oyun parkı içinde önemsiz bir detay olarak sergilenmiştir. Ankara’da, yapay ve zorlama Kemalist denemeler dışında ne kültür, ne sanat, ne edebiyat nefes bulamamıştır. Ankara kimseye ilham veremez hale gelmiştir.”

“Ne cevap vereceksiniz?”

“Türbesinde bile rahat bırakmadığınız, Ankara’nın sahibi Hacı Bayram Veli’nin yüzüne nasıl bakacaksınız? Şeyh Ali Semerkandi’ye, Bünyamin Ayaşi’ye Ankara’nın içler acısı halini nasıl izah edeceksiniz? Çocuklarımıza, torunlarımıza ne diyeceksiniz? “Bu mu sizin şehir tasavvurunuz, bu mu sizin medeniyetiniz?” diye sorulduğunda ne cevap vereceksiniz? Toprağa, tarihe, her fırsatta övündüğümüz o medeniyet birikimine bu kadar biganeliği nasıl açıklayacaksınız?”

Ankaralı Hacı Bayram Veli, mealen der ki: “Siz bir şehri yaparken, yapılırsınız…” Bu mu yaptığımız şehir? Bu şehir nasıl insanlar yapar ki? Yeni bir medeniyet merkezi olacaktı Ankara. Eğer kimliksiz bulamaca medeniyet denilebilirse, herkesin suçlu olduğu bir “bulamaç medeniyeti” çıktı ortaya. Ne Allah’tan, ne de hala maneviyatı olan bu şehirden, Ankara’dan ümit kesilmez. 94 yılda bozulan, 194 yılda ancak onarılır. Tabii, 194 yıl boyunca, kesintisiz, medeniyet tasavvuru olan, ama ondan da çok, vicdanlı belediye başkanlarımız olursa.”