24 Eylül 2017 Pazar
Ana sayfa » Havuz’da Çağlayan Çatlağı: Kol Saati İçimize Sinmiyor
Havuz’da Çağlayan Çatlağı: Kol Saati İçimize Sinmiyor

Havuz’da Çağlayan Çatlağı: Kol Saati İçimize Sinmiyor

AKP yandaşı Star gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, ABD’de Zafer Çağlayan hakkında verilen tutuklama kararını “Kol saati – milli dava ayrımı” başlıklı yazısında değerlendirdi. Taşgetiren yazısında; “Zafer Çağlayan’ın kol saati içimize sinmiyor!” ifadesini kullandı.

Havuzda Çağlayan Çatlağı: Kol saati içimize sinmiyor

İşte Taşgetiren’in o yazısından başlıklar;

“Türk siyasetinin hafızasında kapanmayan bir dosya”

“Reza Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a hediye ettiği 700 bin liralık kol saati. Ve onunla bağlantılı hediye – rüşvet – komisyon iddiaları. Ve ilaveten üç ayrı bakanla ilgili iddialar. Böyle bir iş var Türkiye siyasetinin hafızasında, kapanmayan bir dosya olarak.”

“Erdoğan Çağlayan’a sahip çıkmış durumda”

“Devlet içerde 17/25 Aralık’la iltisaklı tüm alanı tasfiye ediyor. Ancak Zarrab Amerika’da tutuklu. Bir Halk bankası yöneticisi tutuklu. Ve Hükümet üyesi Zafer Çağlayan için tutuklama kararı verilmiş durumda. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, ‘Hükümet üyesi olarak Türkiye’nin çıkarlarını savundu’ yaklaşımı ile Çağlayan’a sahip çıkmış durumdalar. Üstelik Bekir Bozdağ, Amerikan yargısının 17/25 Aralık ‘Darbe girişimi’ni sürdürdüğünü ifade ediyor. Amerikan yargısı FETÖ tarafından kullanılıyor. Bazı yorumlarda da Amerikan derin devleti, Erdoğan’la bu tarzda hesaplaşıyor.”

”Yolsuzluk dosyalarını, bu ‘milli mesele’ ile içimize sindirmemizin istenmesi içimize sinmiyor”

“Ben Amerika’da bir yerlerin Erdoğan’la, Türkiye ile hesaplaşma halinde olduğuna inananlardanım. Bu, bütün İslam dünyasına yönelik hesaplaşmanın bir uzantısı. O dönemde Türkiye – İran ilişkileri de, Amerika’nın hesabını bozan niteliğiyle boy hedefi olmuştu. Bu davanın böyle bir hesaplaşma boyutu olduğu muhakkak. Ama ‘kol saati’ ile sembolize olan yolsuzluk dosyalarını, bu ‘milli mesele’ ile içimize sindirmemizin istenmesi içimize sinmiyor. ‘Çağlayan’ın yükü’nü taşımanın ve tüm siyasi harekete taşıtmanın nasıl bir gerekçesi olabilir ki?