25 Mayıs 2018 Cuma
Ana sayfa » “Bedeli Ağır Olan Bir Skandal”
“Bedeli Ağır Olan Bir Skandal”

“Bedeli Ağır Olan Bir Skandal”

Modacı Barbaros Şansal, K.K.T.C’den sınır dışı edildikten sonra getirildiği Atatürk Havalimanı’nda uçaktan indirilirken refakatindeki polislerin gözleri önünde linç edilmek istendi. Üstelik özel apron kartı olmayanların giremeyeceği bir bölgede. Linç girişimini havalimanındaki görevli yer hizmetleri personelinin yaptığı öne sürüldü… Bu skandal saldırıyı uzun yıllar Atatürk havalimanında güvenlik amiri ve müfettiş olarak görev yapan eski başkomiser Mustafa Böğürcü yazdı. Böğürcü skandalın tahminlerin ötesinde bir maliyeti olabilir, Türkiye’deki havalimanlarının güvenliğinin uluslararası platformda sorgulanmasına neden olur” dedi.

İşte Eski Atatürk Havalimanı Güvenlik amiri Mustafa Böğürcü’nün Gazeteport için kaleme aldığı o yazısı;

Barbaros Şansal’ın Atatürk Havalimanı’nda uçaktan inerken refakatindeki polislerin gözleri önünde linç edilmeye çalışılması kabul edilir bir şey değil. Saldıranlara baktığımızda, yer hizmetlerinde görevli havalimanı personeli oldukları anlaşılıyor. Zaten o bölgeye özel apron kartı olmayan birilerinin girmesi çok daha vahim bir durum… Bu linç girişiminin en vahim yönü ulusal havayolu şirketinin iştiraki olan yer hizmetleri firmasının çalışanlarının yapması.  Apron içerisinde ululuslararası havacılık kurallarına göre apron kartı olan ve orada bulunmaya yetkili kişilerden oluşan personelin böyle bir eylemin içinde olması… Bu eylem uluslararası havacılık sektöründe ulusal havayolu şirketinin, yer hizmetleri şirketinin Türkiye’deki havalimanlarının güvenliğinin uluslararası Sivil havacılık otoriteleri tarafından sorgulanmasına sebep olacaktır. Bu skandalın bize getireceği maliyetin bir boyutu.

Peki Barbaros Şansal’ın her ne sebeple olursa olsun, iade prosedüründe uygulananlar doğru muydu. Ya da olması gerektiği gibi miydi?

İşte normal şartlarda iade durumunda uygulanacak prosedürler;

1. Sınırdışı eden devlet polis teşkilatı , karşılıklılık ilkesi kuralları gereği bahse konu şahısı kendisi hava yolu ile getirir ve pasaport polisine teslim eder .
2. İnterpol şube polisi irtibat kurar ve şartlar sağlanırsa , gider , alır , getirir ve havalimanında pasoport polisi işlemlerini yapar ve ülkeye girişi sağlanır .
3. Gözaltında olan şahıs uçağa bindirilirken , diğer yolcular tedirgin olmaması için uçak boarding yapıp , yolcular alınmadan önce uçağa alınır ve özellikle en son koltuklara iki polis nezaretinde , olayın vehametine göre kelepçeli oturtulur , kelepçeler üstü tedirginlik yapmasın diye kapatılır . İnişte ise Uçakta tüm yolcular boşaltıldıktan sonra indilir .
4. Veya Gözaltına alınan şahıs en son uçağın arka kapısına getirilir ve son koltuklara iki polis gözetiminde oturtulur , teslim edileceği ülkeye getirilir . En son veya ilk olarak tedbirler alındıkdan sonra uçaktan indirilir .
5. Ülkeye getirilen şüpheli veya zanlı polis tedbirleri alınarak , gerekirse olayın vehametine istinaden APRONA getirilen polis aracıyla alınıp , direk havalimanı karakoluna getirilip , ülkeye giriş işlemleri yapılıp , gerekli şubeye veya adliyeye sevk edilir .

Peki dün gece ne oldu?

Barbaros Şansal polis tarafından gözaltındayken , uçaktan indirilişi esnasında yer hizmetleri şirketi personeli ve bir kısım havalimanı çalışanı tarafından linç edilmeye çalışıldı. İşin en vahim yanı da bu.

Devletin gözetiminde olan bir şüpheliye bu şekilde eylem yapanlar ve olayda ihmali olanların acilen tespit edilip hesap sorulması ve bu kişilerin de hesap vermesi gerekir.
Aksi taktirde bu konu Avrupa basınında ve tüm dünyada istismar edilebilecek bir davranış olarak kullanılacaktır. İşin istismar tarafını bir kenara bırakalım, Türkiye’deki Uluslararası havalimanlarının güvenliği sorgulanacaktır.
Bu nedenle havalimanı güvenlik bürokrasisi ve mülkiye amirliği derhal bu konuda savunmasını vermeli ve yürütmede hızla gerekli yaptırımları uygulamalıdır. Bu skandalın üzeri örtülürse uluslararası arenada bu skandalın hesabını veremeyiz.