23 Ekim 2017 Pazartesi
Ana sayfa » “Bank Asya’dan Krediyle Villa mı Aldım?”
“Bank Asya’dan Krediyle Villa mı Aldım?”

“Bank Asya’dan Krediyle Villa mı Aldım?”

15 Temmuz darbe girişimi öncesi “subliminal mesaj verdikleri” iddiasıyla tutuklanan gazeteci – yazar Ahmet Altan ve akademisyen kardeşi Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davanın ikinci duruşması bugün başladı. Duruşmaya Nazlı Ilıcak’ın savunmasıyla başlandı. Ilıcak savunmasında, dün köşesinde “Nazlı Ilıcak’ın artık Fetullah Gülen’den nefret ediyor, Ilıcak’ın tutuksuz yargılanacağını umuyorum’ sözlerini kullanan Nagehan Alçı’lı gönderme yaptı: Ben Bank Asya’dan krediyle villa mı aldım? Menfaat peşindekiler hapiste değil.

“Bank Asya’dan Krediyle Villa mı Aldım?”

Davada Altan kardeşler ve Ilıcak’a ek olarak Ekrem Dumanlı, Emrullah Uslu, Tuncay Opçin, Abdülkerim Balcı, Şemseddin Efe, Osman Özsoy, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek, Bülent Keneş, Ali Çolak ve Tibet Murat Sanlıman sanık olarak yargılanıyor.

Nazlı Ilıcak: Ben Bank Asya’dan krediyle villa mı aldım? Menfaat peşindekiler hapiste değil

Ahmet Altan SEGBİS sistemi üzerinden katılacağı duruşma Nazlı Ilıcak savunmasıyla başladı. Nazlı Ilıcak, “3 ay önce sizi suçsuzluğuma ikna edebildiğimi sanmıştım. Ama somut delil var diyerek tahliye etmediniz. Ancak bu somut delilleri sunmadınız. Benim darbeye teşebbüs ettiğimin somut delilleri ne olabilir diye üç aydır düşünüyorum. Benim darbeyi önceden bildiğimi, darbeye nasıl zemin hazırladığımı, niçin darbe yapmak isteyebileceğimi de kanıtlamak zorundasınız. : Ben Bank Asya’dan krediyle villa mı aldım? Menfaat peşindekiler hapiste değil. Ben hiçbir zaman menfaat peşinde olmadım. Zekeriya Öz’le kartopu fotoğrafı, Bugün gazetesinden aldığım 15 aylık maaş darbeye teşebbüsün somut delili midir? : Darbe suçlarında cebir, şiddet aranması lazım. Ben 11 tweetle bir kartopu fotoğrafıyla “darbenin aslî unsuru” olmuşum. Darbe suçlarında cebir, şiddet aranması lazım. Ben 11 tweetle bir kartopu fotoğrafıyla ‘darbenin aslî unsuru’ olmuşum. Menderes’in başına gelenlerle bugün biz gazetecilerin başına gelen aynı şey. Yassıada’yla mukayeseyi tarihten örnek alınsın diye yaptım. Biz gazeteciler suç teşkil etmeyen yazılarımızla yargılanamayız. Savcının “darbeyi çağrıştırıcı” dediği cümle hangisi? Somut cümle göstermiyor. Hep toptan konuşuyor. Darbeyi ne zaman övmüşüm ben? İddianamede bazı doğrular da var. Mesela Bülent Keneş’in, Kerim Balcı’nın, Emre Uslu’nun darbe çağrışımlı tweetleri… FETÖcüler…”

Mahkeme başkanı Nazlı Ilıcak’ı uyardı

Ben Ahmet Altan ve Mehmet Altan dışında birlikte yargılandığım kimseyi tanımıyorum. Ben niye öteki insanlarla birlikte yargılanıyorum? Ben önce terör örgütü üyeliğinden tutuklandım. Sonra bu örgütle alakam olmadığı ortaya kondu ama bu kez de darbecilik yamandı. Mahkeme başkanı savunmasını kısa tutması için Nazlı Ilıcak’ı “Esasa ilişkin savunmanızı şimdi yapmayın. Duruşma bir günlük” diyerek uyardı. Mahkeme başkanı savunmasını kısa tutması için Nazlı Ilıcak’ı “Esasa ilişkin savunmanızı şimdi yapmayın. Duruşma bir günlük” diyerek uyardı.

Bu uyarının ardından Ilıcak savunmasını şöyle sürdürdü: “Hıfzı Çubuklu cezaevine girmeden önce beni güvenilir ve AKP yanlısı bir gazeteci olarak aradı. Ben de onu savunan yazı yazdım” dedi. Mahkeme Başkanı Nazlı Ilıcak’tan savunmasını toparlamasını istedi ve “Bıraksak aksama kadar, yatsıya kadar, sabaha kadar konuşacağınızı biliyorum” dedi.

ILICAK: KAÇMA İHTİMALİM YOK, DİJİTÜRK’Ü İPTAL ETTİRMEDİM

Ilıcak, “FETÖcülüğün sınırlarının hukuka uygun şekilde çizilmesi gerekiyor. FETÖ denilen yapının bir dönem dinî cemaat olarak görüldüğünü unutmayın. Bu örgüt terör örgütünden çok daha tehlikeli. Ben bu örgütün gerçek yüzünü geç anlamış olabilirim.  FETÖ’nün içyüzünü geç anlamış olmakla birlikte katiyen suç işleme kastıyla hareket etmedim. Bu örgütün parçası asla olmadım. Kaçma ihtimalim yok. Karartılacak delil yok. Digitürk’ü iptal etmedim. Onların kurumlarında çalışmadım. Derneklerine üye olmadım.  Türkiye’nin halinden, çocuklarıma yük olmaktan yoruldum. Tahliyemi talep ediyorum”dedi.

Nazlı Ilıcak’tan sonra Ahmet Altan savunma için söz aldı. Altan, savunmasını hakkındaki suçlamalardan çok, inanç, Tanrı ve yargı üzerine kurdu.

İşte Ahmet Altan’ın savunmasından başlıklar;

 “TANRI YALAN SÖYLEMEZ. YALAN SÖYLEDİĞİNDE TANRI, TANIKLIK VASFINI KAYBEDER”

“İnsanların bir dinin çevresinde toplanmalarını sağlayan inanç, onların Tanrı’nın dürüstlüğüne olan güvenlerinden kaynaklanır. Tanrı yalan söyleyemez. Yalan söylediğinde Tanrı, tanrılık vasfını kaybeder. Eski çağlarda bir armut ağacına tapan bir pagan kabile bile o ağacın dürüstlüğüne, söz verdiği vakitte, söz verdiği meyveyi doğuracağına inanırdı. İnsanlık yaratıldığından beri, insanlar dürüstlüğüne güvendikleri bir gücün etrafında toplanır, o güce tapar, kendilerini o güce emanet ederler.”

 “YARGICA YARGIÇ YAPAN DİPLOMASI VE CÜBBESİ DEĞİYDİR”

“Devleti silahlı çeteden ayıran yargıçların varlığıdır. Bu kadar hayati bir öneme sahip olan yargıcı, yargıç yapan nedir peki? Diploması, cübbesi, kürsüsü değildir. Yargıcı yargıç yapan onun nerede ise tanrısal bir dürüstlüğe sahip olması ve insanların en küçük bir kuşku duymadan bu dürüstlüğe inanmasıdır. ”

MEHMET ALTAN, “MAHKEMELERİN BAĞIMSIZ OLDUĞUNA İNANMAK İSTİYORUM”

Ahmet Altan’In ardından savunma sırsı Mehmet Altan’a geldi. Mehmet Altan ise savunmasında,”suç olmayan bir suçlamayla gözaltına alındım” dedi.

“SUÇ OLMAYAN BİR SUÇLAMAYLA GÖZALTINA ALINDIM ”

Savunma için kitaplarımı getirmeme yine izin vermediler. Savcılık tarafından Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmayan, yani suç olmayan bir “suçlamayla” gözaltına alınmam, devamında böylesine bir hukuksal skandalın bir Sulh Ceza Hâkimliği tarafından onaylanması bir yılı aşan tutukluluğumun niteliğinin hukukla hiçbir ilgisi olmadığını başlangıç itibariyle zaten ispatlıyor.”

“DARBEYİ 2 NİSAN’DA YAZAN FUAT UĞUR NEDEN SORUŞTURMADAN AZEDE ?”

“Darbe olacağını çok önceden, 2 Nisan 2016 tarihinde ısrarla yazan Fuat Uğur neden soruşturmadan azade? Savcı, “darbeyi bildiğimizi” neden ispat etmiyor, somut kanıt, belge göstermiyor? Gösteremez, çünkü böyle bir vakıa söz konusu değil. Darbeyi konuştuğumuz da koca bir yalan, bir algı operasyonu gayreti.”

“F SERİSİ 1 DOLARI NEDEN, NİÇİN, HANGİ MAKSATLA SAKLAYACAĞIM?”

(Evinde bulunan 1 dolarlarla ilgili) “Yırtık, eski seyahatlerden kalan 1 dolara beyhude bir anlam yükleme çabası var.Ben örgüt üyesi olmadığıma göre, F serisi 1 doları neden, niçin, hangi maksatla saklayacağım?”

 

İstenen cezalar ve suçlamalar ise şöyle:

Savcılık, Altan kardeşler ile Nazlı Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmak” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlamasıyla da 15 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

Ahmet Altan hakkında kapatılan Taraf gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı dönemde çıkan bazı haberler, üç köşe yazısı, 14 Temmuz tarihinde katıldığı bir televizyon programında yaptığı yorumlar, HTS kayıtları ve tanık ifadeleri gerekçe gösterilirken, Mehmet Altan hakkında ise iki köşe yazısı, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’la 14 Temmuz’da katıldığı televizyon programı, tanık ifadeleri, HTS kayıtları ve evinde bulunan altı adet 1 dolar delil olarak sunuluyor.

İddianamede diğer 13 kişi hakkında darbe suçlamalarına ek olarak “Terör örgütü yöneticisi olma” veya “Terör örgütü üyeliği” suçlamaları yöneltilirken Tibet Murat Sanlıman ise “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlanıyor.

Altanlar ve Ilıcak’la birlikte Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek tutuklu olarak yargılanırken Tibet Murat Sanlıman ise tutuksuz olarak yargılanıyor. Geri kalan 10 kişi hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.