24 Haziran 2018 Pazar
Ana sayfa » Türkiye’nin Kalbine Saldırı Göz Göre Göre Geldi…5 Maddede Ankara Saldırısı Anatomisi
Türkiye’nin Kalbine Saldırı Göz Göre Göre Geldi…5 Maddede Ankara Saldırısı Anatomisi

Türkiye’nin Kalbine Saldırı Göz Göre Göre Geldi…5 Maddede Ankara Saldırısı Anatomisi

Türkiye’nin kalbine bombalı araçla saldırıda bulunduğu iddia edilen kişiyi bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu açıkladı. Adı Salih Muhammed Neccar. Saldırıda ölenlerin kimliği tesbit edilemeden onun adı sanı geldiği yer anında açıklandı. Hemen peşinden de nerede, ne yaptığı bilgileri servis edildi. Peki bunlar nasıl oldu?

Aslında yanıtı basit. Çünkü yine polis ve istihbarat tarafından sızdırılan bilgilere göre Salih Muhammed Neccar biyometrik kimlik sahibi. Yani her anı izlenebilecek verileri devletin elinde olan bir kişi. Şimdi failin kısa sürede kimliğinin belirlenmesi bir başarı gibi sunuluyor ama asıl soru gözden keçırılıyor. Biyometrik kimlik sahibi kişi neden takip edilip saldırı engellenmedi? Polis ve istihbaratın medyaya sızdırdığı bilgilerle bu durumu sorgulayalım. Önce biyometrik kimlik neye yarıyor ve ne demek ona bakalım.

Biyometrik Kimlikte Hangi Veriler Var?

Biyometrik kimlik verilirken kişinin parmak izi, parmak damar izi ve avuç içi izi alınıyor. Biyometrik veriler içerisinde, DNA ve İris doğrulamadan sonra en yüksek başarı oranına sahip olan “damar izi” yöntemidir. Biyometrik kimlik sahibi kişinin fizyoloji ve davranışları da kontrol altında demektir. Çünkü parmak izi damar izi gibi veriler fiziksel durumu tesbit etmeye yarar. Davranış açısından da imzalar, el yazısı analizi ve ses örüntü verileri gerekli bilgileri sağlar. Yani aslında biyometrik kimlik verilen kişi istenirse her şeyiyle bilinen kişi demektir. Çipli biyometrik kimlik sahibi kişinin istenirse her gün ne yaptığı, nerede olduğu, nereye gittiği anında takip edilebilir. Aslında biyometrik kimlik en gelişmiş fişleme yöntemidir.

Şimdi 5 Maddede Ankara Saldırısı İhmallerini Görelim

1- Salih Muhammed Neccar Emniyet ve İstihbaratın medyaya servis ettiği bilgilere göre Suriye’nin Kamışlı kentinden Mardin’in Nusaybin ilçesine Ağustos 2014’te mülteci olarak giriş yapıyor.
Bir yıl sonra Temmuz 2015’te ise Gaziantep’teki Göç İdaresi İl Müdürlüğü’nde resmi işlem yaptırıyor. Yani Neccar’a biyometrik kimlik veriliyor. Tam 6 aydır her hareketi, ne yaptığı ne ettiği bilinecek bir kişi oluyor. “2.5 milyon mülteci var, hepsi nasıl takip edilecek?” sorusu sorulabilir. Ama Neccar’ın yine emniyet/istihbaratın medyaya servis ettiği bilgilerinde çok defa Suriye’ye gidip geldiği bilgisi de var. Biyometrik kimlik sahibi birinin çok defa Suriye’ye gidip gelmesinin dikkat çekmemesi mümkün değil. Ya bu gidiş gelişler birilerinin bilgisi ile yapıldı ya da görmezlikten gelindi. Her ikisi de ihmali çok net ortaya koyuyor

2-Emniyet ve İstihbaratın servis ettiği bir diğer bilgi saldırı yapılan araçla ilgili. Araç 20 Aralık 2015’te İzmir’den; muhtemelen kimlik bilgileri çalınmış Tuncay A. adlı bir kişiye düzenlenmiş kredi kartı ve sahte kimlikle bir kiralık araç firmasından kiralanıyor. Sonra araç iade edilmiyor. Araç kiralandıktan bir gün sonra 12 Aralık’ta İstanbul’a giriş yapıyor. İstanbul merkezli bir oto hırsızlık şebekesi, aracın plakasını değiştirerek internet üzerinden Diyarbakırlı bir şahsa aracı satıyor. Otomobil aynı gün Diyarbakır’a götürülüyor. Kiralama firması 11 Ocak 2016’da polise başvurup aracın sahte evrakla çalındığını belirtip şikâyetçi oluyor. En önemli kısmı burası. 11 Ocak’tan beri aracın kiralanıp sonra da çalındığı biliniyor. Bu 39 gün boyunca çalıntı aracın tüm bilgileri bilinmesine rağmen takip edilmiyor. Saldırıda kullanılan aracı bulmak ya da takip etmek de çok zor değil. Çünkü Volkswagen scirocco yaygın kullanılan bir araç değil. Türkiye’deki sayısı da modeli de çok kolay izlenebilir. Ama yapılmıyor. Biyometrik kimlik sahibi Salih Nuhammed Neccar’ın araçla teması da eldeki verilerle çok kolay bulunabilirdi. Bu da yapılmıyor. Trafikte çok kolay tesbit edilebilecek modele sahip araç 8 Ocak 2016’da Elazığ-Malatya-Kayseri- Kırıkkale güzergâhını kullanarak Ankara’ya gidiyor. Bu uzun güzergahta istenirse çok kolay tespit edilebilirdi. Ama edilmiyor.

3-Alman Bild gazetesi, Ankara saldırısı ile ilgili önemli bir gizli belgeye ulaştığını iddia etti. Bild muhabiri Sinan Şenyurt’un haberine göre, Türk Hava Kuvvetleri İstihbaratı tarafından hazırlanan iki sayfalık raporda Ankara saldırısı için emniyete uyarı vardı. Bu İstihbarat raporunun tarihi 20 Ocak 2016. Rapordaki Ankara saldırısına yönelik uyarı içeren bölümün ise 13 Ekim 2014’te, IŞİD’İn Gaziantep’teki hücresine düzenlenen baskında ele geçen saldırı planları olduğu belirtiliyor. IŞİD’in Gaziantep’teki kampında 13 Ekim 2014’te düzenlenen baskında çok sayıda silah, patlayıcı yerleştirilmiş yelek ve bombanın ele geçirildiği hatırlatılarak, aynı baskında örgütün Ankara’da saldırı hazırlığı içinde olduğuna dair planlar bulunduğu belirtiliyor. Bu belgelerin 10 Ekim 2015’te düzenlenen ve 109 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya yönelik yada Devlet Mahallesin’deki Bombalı araç saldırısı olabileceği de öne sürülüyor. Şimdi bir başka ayrıntı dikkat çekiyor. 1.maddede Neccar’ın biyometrik kimlik verildiği yer Gaziantep’ti. Yani Bild’in ele geçirdiği raporda Ankara saldırısı planlarının bulunduğu yer. Bu bile saldırının arkasında çok başka şeylerin olduğu kuşkusu doğurmaya yeter. Kaldı ki  Elde böyle bir bilgi olduğu halde kiralanıp çalınan araç ve Gaziantep’ten verilen biyometrik kimlikli Salih Muhammed Neccar’ın bulunmaması ihmalden çok bir göz yummayı gösteriyor. Ya da polis ve İstihbarat servisleri arasında büyük bir kopukluk var.

4-Bild’in yayınladığı raporda , PKK/PYD’nin, Ankara, İstanbul, Adana, Diyarbakır, Trabzon ve Van’da saldırı düzenlenmesi için emir verdiği de yer alıyor.  PYD’nin bizim ilgimiz yok demesine rağmen Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu ısrarla “Ankara saldırısını PYD yaptı ” diyor. PYD yaptı ise saldırı yapacağı raporuna rağmen neden önlem alınmadı? Biyometrik kimlik sahibi Neccar nasıl elini kolunu sallayarak Türkiye’nin kalbinde bomba patlatabildi?

5- Biyometrik kimlik sahibi birinin saldırı yapması ilk değil. Sultanahmet’te 12 Ocak’taki canlı bomba eylemini yapan Suriyeli terörist, IŞİD’li Nabil Fadlı da biyometrik kimlik sahibiydi. O da Ankara saldırısının faili Neccar gibi Suriye kökenli. İstanbul’a geldiği yer de dikkat çekici. Yine Gaziantep. Ve yine bir garip tesadüf emniyet 28 Aralık’ta birimlerini Suriye’den beşer kişilik gruplar halinde gelen 49 IŞİD’li nedeniyle uyarıyor.