25 Haziran 2017 Pazar
Ana sayfa » Ensar Da Suçlu… En Az O Cani Kadar !
Ensar Da Suçlu… En Az O Cani Kadar !

Ensar Da Suçlu… En Az O Cani Kadar !

Gazeteci Mustafa Hoş’un 4.kitabı Çığlık’ta Karaman Ensar Vakfı ve Kaimder yurtlarında yaşanan tecavüz skandalını yazdı. Kitaptaki en çarpıcı bölüm ailerin ilk kez konuşması. Çocukları tecavüze uğrayan aileler,” ilk öğrendiklerinde neler yaşadı, sonra neler oldu? Ve kendilerine şikayetçi olmamaları için ne teklif edildi?” kitapta ayrıntıları ile anlatılıyor.

Çığlık kitabında ailelerin neler yaşadıkları ile ilgili bölümden bazı satırbaşları şöyle;

“Karaman’daki vahşetin en çok acısını onlar yaşadı hala da yaşıyorlar. Daha iyi bir eğitim alsınlar dinlerini öğrensinler diye küçücük yavrularını kendi elleriyle teslim ettiler. Ensar Vakfı da KAİMDER de çocuklarını alırken hep aynı şeyi söyledi “Allah’ın izniyle vatana millete hayırlı bir evlat olmalarını sağlayacağız” Aileler şu ana kadar kimseyle görüşmedi ve bir çoğunun da görüşmeleri engellendi. Ailelerle temas kurulmasının engellenmesinin tek amacı vardı. Ensar ve KAİMDER’dem şikayetçi olmalarını engellemek. Aileler nasıl öğrenmişti ve neler yaşadılar? Bunu öğrenmek öğrenmek için bir kaç aileyle temas kurdum. Onları uzun bir süre adlarını kimliklerini saklayacağıma ikna etmekle uğraştım. Sonunda ikna oldular? Adını nerede oturduğunu ve çocuklardan hangisinin ailesi olduğunu saklı tutarak konuştuklarımızı yazacağım şimdi. İtiraf etmeliyim 30 yıla yaklaşan meslek hayatımın en zor görüşmesi oldu. Aile hala olayın etkisini ve şokunu yaşıyordu. Konuşmalarımız zaman zaman hıçkırıklar arasında devam etti. Teselli edecek cümle bulmakta zorlandım. Kelimeler boğazımda düğümlendi. Öfkemi bastırmakta zorlandım.
-Siz nasıl öğrendiniz?

-Karakoldan arayıp çocuğunuzla ilgili durum var dediler. Apar topar karakola gittim.

-Ne söylediler size?

-Bir polis ve devlet görevlisi(aile bakanlığı uzmanı) durumu anlattı. Onlar konuşurken fenalaştım. Gerisini hatırlamıyorum. Gözümü açtığımda bunun bir rüya olduğunu sandım. Ama değildi?

-Sonra Ne Oldu?

-O sırada bir odada çocuğumu gördüm. Kafası önde donmuş gibi duruyordu. Bırakın beni dedim gittim çocuğuma sarıldım. Yanındayım yavrum dedim. Sen kötü bir şey yapmadın. Ben seni bırakmam dedim. Yine fenalaşmışım.

-Siz çocuğunuzu nasıl verdiniz?

Maddi olarak iyi durumda değiliz. Fakir insanlarız. İyi bir öğrenim görsün istedim. Kuran’ını öğrensin, namuslu olsun iyi bir insan olsun istedim. Durumumuz iyi olmadığı için oralarda okusun istedim. Onlar çocuğumu alırken ‘Vatana millete hizmet edecek hayırlı bir evlat yetiştereceğiz’ dediler. Yaptıklarını gördünüz.

-Hiç çocuğunuzla konuştunuz mu olanlarla ilgili?

-Nasıl konuşayım bilmiyorum ki. O yaşadıklarını bir daha yaşar sonra başına bir iş gelir diye korkuyorum. O anlatana kadar da biz konuşmayız. Ben gördüğümde sadece sarılıyorum. O kadar?

-Davranışlarında bir değişiklik var mı?

-İlk zamanlarda dokunsak bile irkiliyordu. Her şeyden korkuyordu. Akşam yanına yatıyorduk korkmasın diye kalkıp kapının arkasına saklanıyordu. Aslında benim çocuğum gitmiş başka bir çocuk gelmişti. Korma yavrum diye hep sarıldım. Başka da bir şey elden gelmiyor. Ne kadar sarılırsak iyi oluyor gibi geliyor. Sonra devlet alıp tedaviye götürdü (rehabilitasyon merkezi). Ara sıra gidiyoruz. Yine sarılıyoruz bir birimize.

-Sizle hiç temas kuran oldu mu? Ensar ve KAİMDER’den birileri ulaştı mı?

-Bire bir değil de aracılar geldi. Şikayetçi olmayın ‘bu ahlaksız bir şey yaptı cezasını çekecek çekecek. Kurumların bir günahı yok” dediler. Dinlemedik biz onları. Ben yavrumu onlara teslim ettim. Onlar da suçlu o cani kadar. Yavruma sahip çıkmadılar. Ne teklif ederlerse etsinler biz bu dünyada da adalet istiyoruz. Öteki tarafta zaten hesabını verecekler.

-Ne teklif ediliyor biraz bahsedebilir misiniz?

-‘Çocukların ömür boyu eğitimini sağlayalım’ diyorlar. İyi bir eğitim vereceklermiş. Ev falan da dediler. Biz adalet istiyoruz. Suçlular cezasını çeksin istiyoruz.

-Siz neler yaşıyorsunuz?

-Yaşayıp yaşamadığımızı bile bilmiyoruz çoğu zaman. Niye bizim başımıza geldi diye de düşünüyoruz.vermeseydik bunlar olmazdı diye de kendi kendimizi yiyoruz. Allah büyük. Diyoruz. Güçlü olmak da lazım. Sanki sınanıyoruz gibi e geliyor. Güçlü olup bunları yapanlardan hesap sormamız gerekiyor deyip teselli oluyoruz. Bazen de kahrediyoruz işte.

-Ne yapacaksınız bundan sonra?

-Ne yaparlarsa yapsınlar biz cezalarını çekmeleri için her şeyi yapacağız. Ölümden öte ne var ki. Yaşarken öldürdüler aslında bizleri. Çocuğumuz iyi olsun. Bu işe yol açanlar yargılansın bu yeter. “